Eğer Türkiye’de seçim zamanı ortalığı sirk çadırına döndürenlerden bıktı iseniz, ve herşeye Türkiye’de olur, başka yerde olmaz diye imza atıveriyorsanız, içinizi serin tutun. ABD’ nin seçim lagalugası ta iki sene öncesinden başlıyor. Daha seçimlere çok zaman var, insanı seçim haberiyle öğürtüyorlar.
Cumhuriyetçiler ipini kopartmış bütün manyakları aday adayı ettiler- zaten parti artık nereye saldıracağını bilemeyen kuduz köpek hallerinde. Sol ortada, sağ sağa kaya kaya insanlık değerlerinden aşağıya düştü düşecek. Bunların çoğu birbir elendi- yok sağlam akılla düşünülerek değil, paraları bitti yavrucakların. Tamam, ABD’li vatandaş dincidir filan ama bu manyağa da oy verecek kadar sapıtmamıştır diyen zenginler tek tek üzerlerinden el ve para çekti. Sonunda kala kala bir Mormon, bir de başka türlü bir çatlak adam kaldı.
Yanlış anlaşılmayayım, Mormon’a Mormon olduğu için çatlak demiyorum. Benim gibi inançsız bir insana yeni de olsa, eski de, dinlerin söylemleri zaten akıl almaz geliyor. Bir Hristiyan Scientoloji’ciye gülünce, Müslüman Hinduya kıkırdayınca neye güldüklerini algılayamıyorum. Herkesin mucizesi kendine güzel görünüyor demek.
Bu Mormon adamcağızın işi zor bu Hristiyan ülkede. Acıdığımdan değil, bugün ABD’nin politikalarından şikayetçi olanlar, eğer ola bu adam kazanırsa, bu günleri mumla arar. O kadar acaip bir adam yani. Ama Mormonlar her ne kadar kendilerini Hristiyanlık’ın en ermiş hali sayıyorlarsa da, Hristiyanlık Mormonlar’ı uçmuş dinsiz sayıyor. Belki Mormonluk’un gençliğindendir. Bir zamanlar İsa’nın etkisine kapılmış Yahudiler, kendilerini başka dinden değil, Yahudilik’in ermiş hali sayarlarmış. Ta ki bu böyle olmayacak, sen Mustafa, ben Mustafa, en iyisi mi benim adım Hristiyan olsun diyip kopana kadar. Belki bir süre sonra Mormonlar da koparlar, o zaman Yahudi kutsal kitabına Hristiyanlar gibi eski ahit değil, ne bileyim, mesela antik ahit, Hristiyan kitabına eski ahit ve kendi kitaplarına da yeni ahit derler.
En fenası, meğer bu aday adayımızın dedesi çok eşliymiş. Mormonlar hapislere girmeye başlayınca vazgeçmişlerdi çok eşlilikten ama bizim de bildiğimiz gibi, dini nikah denen birşey var ve aklına koyan çok eşli olur. Geleneksel Hristiyanlar, bu çok eşlilik konusuna öyle bir iğrenerek bakıyorlar ki, bu evlerde devamlı bir porno fantazi hali vardır gibi geliyor onlara. Aile sağlığı, din sağlığı. Velhasıl her açından no no.
Şahsen başka insanları incitmeyecek hayat tarzlarına burnumu sokmama yanlısıyım. Alan razı, veren razı. Elalemin yatakodasından bana ne? Onlar benimkini dikizlese hoşuma gider mi? O yüzden bu çok eşlilik konusu benni hiç bir zaman heyecana getirememiştir. Ancak geçen gün, çok eşlilik neden toplum sağlığın için iyi değildir gibisinden bir bilimsel araştırma sonucu okudum ki, çok enteresan geldi. Paylaşmak isterim.
Kanada’nın bir bölgesinde, çokeşliliği yasadışı bırakmanın anayasal haklara uyup uymadığı tartışılıyor. Öyle değil mi ya? Kimsenin hakkına tecavüz etmeyen birşey çok eşlilik. Eşcinsellerin evlilik haklarını savunuyoruz, birden çok kimseyle evlenmeyi neden yasaklayalım? Her eşin haberi ve rızaı olacaksa, eşler ve çocuklar eşit haklara sahip olabileceklerse.
Bu tartışmalarda bilirkişi olarak bir antropolojiste başvurmuşlar. Onun düşüncesine göre 1 erkeğin çok kadınla evlenmesi tarzındaki poligami, erkekleri topluma ve kendilerine tehlikeli olacak bir rekabet içine düşürüyormuş. Kadınları sevilecek kimseler değil, değerli objeler haline getiriyor, erkeklerin kadınları daha dikkatle kontrol etmesine sebep oluyormuş. Sonuçta cinsiyetler arası eşitsizlik büyürmüş. Yeni eşler gittikçe daha genç yaşta olur, erkekler doğan çocuklara ve eşlere daha az ilgi gösterirmiş. Zengin erkekler daha çok eşle evlenebilecekleri için, bekar erkek ve kadın nüfusunda dengesizlik olur, fakir erkekler evlenecek kimse bulamaz hale gelir, ailesine bakma endişesi olmayan genç erkekler suça daha yatkın olduğundan dolayı da toplumda suç artarmış.
Ayrıca monogami olan toplumlarda, poligami olan toplumlara göre daha fazla demokrasi olduğuna dikkat çekmiş. Evin içinde de kadınların birbiriyle iyi geçinmesi için erkeğin baskı yapması gerekeceğini yazmış. Doğrudur, baskı aracı olarak ya maddi gücünü öne sürecek, ya da eğer dininde poligami varsa tanrı korkusunu. Evde çocuğa kan yoluyla akraba olmayan yetişkinlerin kalabalıklığı, çocuğa şiddet ihtimalini arttırıyormuş.
Monogamik (böyle bir kelime yoksa olsun) ailelerde erkeğin testosteronunda düşüş kaydediliyor. Oysa poligamik ailelerin erkeklerinde böyle bir düşüş yok, çünkü hala eş bulma isteğiyle azmış hormonlar var. Testosteron fazlalığı erkekleri saldırgan yapar. Düşünün ki, kadın bulamayan genç erkeklerin tavana vurmuş testosteronu ile yeni eş arayan testosteron küpü evli erkeğin volta attığı sokaklar! Amanın!
Bu araştırmayı okuyup kararımı verdim. Ben de poligamiye karşıyım bundan böyle. Sokaklarda yeterince it kopuk var. Daha da artacaksa istemem. Ama araştırmada çok erkekle evlenen tek kadının topluma zararıyla ilgili bir bulgu göremedim ben. Yani diyorum ki…

February 3, 2012

